22/9/2008 · Kategori: EDEBIYAT
BAZI DENEME ÖRNEKLERİ
Rüya Gibi Bişey
Bir insan 24 yaşında hala doğum sancısı çeker mi ya? ben çekiyorum her gece göbeğim kesiliyor sanki, yoksa bir ikizim varda benimmi haberim yok, diye düşünmüyo değilim yada babamın boşa giden spermleriyle alakammı var yok yok töbe töbe olmaz herhalde. Belkide hüsnü kuruntudur benim ki göbeğim düşüyodur ondandır. Aha ayağım attı bak, gene tekmeledim. Sancıyı geçtim, cenin halime döndüm ya ben, bu ne kardeşim hangisi elim, hangisi parmaklarım, hangisi şeyim farkedemiyorum. Ulan ben çok mu kudurdum son zamanlarda, kızlar mı bana büyü yaptı. Diyolardı zaten ne gelirse başına uçkurdan gelir diye, tamam vazgeçtim çapkınlıktan falan zaten playboy olalım derken gameboy olduk, cenin olduk, ya ultrason görüyorum her tarafta, beni seyrediyolar sanki. Allahım bu nasıl bir buhran anneee nerdesin? baba allah seni ne etmesin bak yaptığını beğendinmi öyle kolay geliyo çocuk yapmak, gel sen buraya da gör.. allahım ben ne diyorum, aha ak sakallı dede de geldi dede dedeciğim size dede diyebilirmiyim diyebilirsem bana 50 kağat verirmisin manitayla buluşçam töbe bu bir rüya olmalı çimdikçi kızlar nerdesiniz ponponlar hey kurtarın kurtarııııııınnn.....
Vah Vah Vah
Türkiye büyük millet meclisi bahçesinde bulunan Ağaçlardan birine, Parti liderlerinden beş altısı çıkmış.
Başbakan`da ağacın altındaymış
Yoldan geçen Cumhurbaşkanı merak edip
Sormuş, Başbakana.......
+ Ağacın üstünde ne yapıyor bunlar?
- Salak adamlar işte, Elma ağacında Armut topluyorlar efendim.
+ Peki sen ağacın altında ne yapıyorsun?
- Düşen Armutları topluyorum.
Kediler Kralı Feyyaz
Efendim sizinle tanıştırayım namı değer kediler kralı Feyyaz.
Bu akşam telefon açtı aklıma geldi yazayım dedim.
Aloooo!Bahattin abi ramazan da işler durgun yarın balığa gideceğiz seni alalım mı?
Ulan oğlum her işimiz bitti de balık avlama mı kaldı?
Üstelik sen bir densizlik edersin ben seni denize atarım yabancı bandıralı bir gemi seni kurtarır sen onlarında başına dert olursun,Uluslararası sorun haline gelir bir de bebecanı uğraştırırsın.
Şaka şaka kıyamam.
Efendim Feyyaz 37 yaşında öl desem ölecek bir canım çalışkan dürüst mert adam gibi bir can.
Fakat söz konusu balık ve futbol olunca Feyyaz sallar hem de ne sallama tutana aşk olsun.
Tuttuğu lüferleri kofonaları kilo kilo balıkları bırakalım bir kenara ki ;laf aramızda bunlar çoğunlukla bizim balıkçı Hasan Hüseyinden satın alınmadır ya neyse gelelim biz kedilere.
Feyyaz bir gün yine balığa çıkmış ve anlatıyor.
Bahattin abi yemi taktım gerildim oltayı arkaya fırlattım hızla denize savururken bir baktım abi miyavvvv diye bir ses benim oltada iki kedi denize doğru uçuyor abi.
Feyyaz senin olta da kedi üstelik bir değil iki tane nasıl oluyor abicanım?
Abi şimdi ben yem taktım ya;bunlar ben oltayı atarken yeme yumulmuşlar abi tabi zokayı yutmuşlar hayda denize.
Feyyaz yani iki tane abisi eminsin bir değil yani.
Yok abi işin ilginç yanı da bu ikisi birden abi yapacak bir şey yoktu kestim oltayı onlar denize ben eve çok da üzüldüm abi bilirsin kedileri çok severim.
Feyyaz dedim sen hiç Afrika`ya gitmedin değil mi?
Yok abi ablam gil biliyorsun beni Fransa`ya çağırdılar oraya bile gitmedim ne Afrika`sı.
Yavrum bir sor bakalım abi neden sordun diye?
Abi neden sordun?
Ulan ciciko dedim eğer Afrika`ya gitsen orada da balık avına gidersin kesin oltana iki aslan takılırdı,sen aslanları da fırlatırdın.
Gülümsedi köftehor ama biraz küstü o zamanlar bir kaç hafta aramadı.
Efendim bu akşam da telefondan sonra aklımıza bu geldi yazdık.
Aslında Yurdum İnsanı kitap projemde Feyyazın da bayağı katkısı olacak daha neleri var yazacak kediler kralının zaman zaman siz dostlarla da paylaşacağız.
Sağlıcakla kalın.
Çocuğun Şikayetleri
Geçen bayram da hiçbir soruma cevap vermedin. Bu sefer kolay kurtulamayacaksın benden. Komşularının dinlemesine de aldırış etmeyeceğim. Nedir bu çektiğim çile? Her geldiğimde bir sessizlik, herkes bizi dinliyor. Özel konuşamayacak mıyız seninle? Ne dedin? Yok, yok, babam yine gelmedi benimle. İşi varmış epeyce, ama sen üzülme. Ben tüm gün yanındayım. Şikayete başlamadan rahat bir yere oturayım şöyle. Özlemişim ama çok özlemişim seni be anne. Dönmemekte ısrarcı mısın hala? Tamam, tamam sustum.
Anne, bak ne diyeceğim. Karşı komşu Melahat Teyze bu hafta üçüncü kez geldi bize. Yemek getirmiş yine. Beni de çok seviyor. Her geldiğinde çikolata da getiriyor. Ölen kocasını anlatıyor bize. Ben çok sıkılıyorum dinlerken. Ne? Babam mı? Ne desin? Seviniyor benimle ilgilendiği için. Mavi kaplı çikolatalar daha bir güzel oluyor. Kıtır kıtır ses çıkarıyor ya işte ondan çok seviyorum. Ne oldu anne? Niye kızıyorsun bana? Başka olan bir şey yok. Neden hiddetlendin anlamıyorum. Anne ağlama ne olur. Bak komşuların da dinlemiyorlar artık bizi. Hakikaten onlar niye yattılar yerlerine? Neden dinlemiyorlar bizi? Anne ağlama ne olur, anne… Anne…
Mendil ister misin? İşte gül böyle. Ne o ağlamak öyle! Mendil işe yaramaz mı? Ben ağlayınca geceleri babam mendille siliyor ama gözyaşlarımı. Sen farklı mısın? Her neyse… Görmeyeli ne kadar sulu göz olmuşsun böyle. Diyeceklerim bitmedi daha. Geçen gelişimde söylemeyi unuttum. Hani iki bayram önce babamla gelmiştik ya? İşte dönüşte parmağındaki yüzüğü çıkarttı. Neden diye sordum? Acıtıyormuş, hem de eskimiş. Belki yenisini takar, daha güzelini alırmış. Bence hiç de eskimiş gibi durmuyordu. Öf anne ya… İki bayramdır yalnız geliyorum. Senin nerden haberin olacak. Tamam, bir daha öf demem sana. Unutmadım da ne bileyim dalgınlığıma geldi işte. Şu komşuların yine dinliyorlar galiba bizi. Babama söyleyeceğim özel bir yer yaptırsın sana. Utanıyorum bu kalabalığın içinde seninle konuşmaya. Tamam, tamam sustum.
Şu yüzük olayını kafana takma. Ben babamı ikna ederim eskimediğine. Anne, anne nereye gidiyorsun? Hey, herkes nereye gidiyor? Daha anlatacaklarım bitmedi ama. Baba! Sen de mi geldin? Beni mi izliyordun? Annemi de gördün mü? Nasıl olur? Beni dinliyordu, hatta diğer komşuları da buradaydı. Biraz bekleyelim gelirler şimdi. Öf … Geri gelmeyecekler herhalde. Artık bir sonraki bayrama. Sen hep burada mıydın? Neden yanımıza gelmedin? Annem seni de özlemiştir. Sahi ne kadar var bayrama baba? Neden mi? Annem sadece bayramlarda benimle konuşuyor. Niye mi soruyorum? Parmağını acıtan o eski yüzüğü taktığını anneme haber vermek için sabırsızlanıyorum. Baba sen ağlıyor musun?
Yapboz
Karsın dağlarında büyüdüm ben, içine işleyince soğuk, ellerinin buz tuttuğu yerde..
Bazen yaylalarına kurdum çadırımı, bazen karlı dağlarına...
Eşiğinde oturup seyrettim dünya dediğim yeri, ama eşiğinde yalnızdım, yalnızlığımı hep kardeşim bildim.
Kuşların ötmeye dermanının olmadığı, kardelenlerin zar zor bitip boy verdiği o kış gecelerinde alıp gittim başımı. Şimdi başım alıp gittiğim yerde, ama ruhum hala orada...
Yemenilerimi özledim, çarıklarımı, odunların odamızı aydınlatıp tezek kokularının göğsümüze çarpıp gittiği o günleri, saf bir idrakle ne için yaşadığımızı önemsemeden sadece yaşamış olmanın verdiği hazzı özledim.
Kutup yıldızlarını, çoban Haydar`ı, ninem Elif`i...
Artık hiçbiri yok.
Beş taş oynadığımı anımsıyorum, çocukluk arkadaşlarım hayal meyal hatırımda, ilk göz ağrım ne yapıyordur kim bilir, ya da yaşıyor mudur? Ne garip avuntular içinde oluyor insan bazen...
Susadım; ama içtiklerim kanabileceğim cinsten değil.
Yapbozlarımı serdim önüme, onlarca kez yaptığım bu resim bana yeniden yapılabilecekmiş hissi veriyor, bozup bozup aynı resmi yapıyorum, bıkmadan ve usanmadan...
Mum ışığında oturmaktan zevk alıyorum, bana köyümü anımsatıyor, yokluğun içinde debelenirken ne kadar umutlu olduğumu, mutluluğun avuçlarımda nasılda güzel durduğunu...
Bayır aşağı koşarken, dizlerim kanasa da düştüğümde aynı inatla kalkmaktı çocukluk, şimdi düştüm ve olduğum yerde duruyorum, kımıldamaya bile cesaretim yok, korkularım öyle boy vermiş ki umut tarlamda, hasat vakti yalnız onları biçiyorum, ışığımı alıp gitti karanlık...
Cüceler, korku tünelleri, karabasanlar...
Bu lunaparkta atlıkarıncalar yok, çarpışan arabalar ya da pamuk şekerleri...
Bu lunaparkta çocuk sesi yerini iniltilere bırakmış, kaybolmuş ruhların çığlıkları duyduğum ve nereye ait olduklarını bilemeyen onca büyüğün son bir kez atlı karıncaya binebilmek için birbirlerini ezip geçişleri gözlerimde...
Birer böcek gibiler şu an, toprakta bölünüp bölünüp yeniden fışkırıyorlar, ne zaman başımı çevirsem bir başkası düşüyor yakamdan içeri, yakam ve ben bu böcekleri istemiyoruz artık.
Midem bulanıyor.
Köyümdeyim şimdi, göz kapaklarım daha fazla direnmeden düşlerin en güzeline yeniliyor, sadece uykumda mutluyum.
Yüzüğümü çıkardım, borçlarımı, saçlarımdaki tokaları,...
Son kez, arındım.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!